RSS

23 Haziran Secimleri

1038528823.jpgBeklenmedik bir sekilde Ekrem Imamoglu sandiktan Istanbul belediye baskani cikmayi basardi. Hatta bir onceki yazimda 31 Mart secimlerini kazanabilecegine imkan dahi vermiyordum. Rahatlikla diyebilirim ki yanilmisim. Yanildim ama gun sonunda yine istemeden hakli cikmis oldum. Su an belediye baskani mi? Degil.

Tekrar tekrar ayni seyleri yazip duruyor gibi hissediyorum. Durumlar farkli ama yasamak zorunda oldugumuz gercekler ayni. Sucsuz yere Ergenekon adi altinda askerlere iftira attilar mi? Attilar. Iki tweet paylasti diye insanlari iceri tiktilar mi? Tiktilar. Sebebi olsun olmasin en kucuk seyde bile bahane bulup insanlarin gelecegi ile oynadilar mi? Oynadilar. Bu ve sayamadigim yuzlerce haksiz hukuksuz gerceklerle yasamak zorunda kalirken, bileginin hakkiyla secimi kazanmis adamin yetkisini aldilar diye sasiriyoruz oyle mi? Ne yazik ki oyle. Sasirilacak bir sey yok aslinda. Hak, hukuk ve adalet; TDK’da bulunan sozcukler grubu olmaktan ibaret.

Peki simdi madalyonun diger yuzune bakalim. Secimi kazanmis bir adam, cok extreme bir durum olmaz ise yeni secimi de zaten kazanacaktir. Kazanacaktir ama bakin burasi cok onemli! Imamoglu’nun karsisinda iktidar partisinin adayi disinda hicbir adayin kazanma sansi yok. Yine de bu adaylar bildigin oylari boluyor, oy farki da az oldugundan, insan Imamoglu yeni secimi kaybeder mi acaba diye dusunmeden de edemiyor. Olmaz deme. Olmaz, olmaz! Simdi akillardaki ilk soru su olmali. Bu yeni secimde cekilmeyen adaylarin esas tarafi neresidir? Korkulari mi yoksa cikarlari mi vardir? Bunu bir dusunmek lazim. Devam edelim. Esas kacirdigimiz sey neden bu secim yenileniyor? Neden hemen kostura kostura mazbatasi alindi? Neden bu hukuksuzluk karsisinda siyasi gorusu ne olursa olsun, partiler tipki biz siradan vatandaslar gibi #herseycokguzelolacak hashtagi paylasma disinda gercek anlamda mudahelede bulunmuyor? Kafalarda biraz soru isaretleri olusmaya basladi mi?

23 Haziran aksami haydi diyelim Anadolu Ajansi’nin sonlara dogru takilmalari da dahil olmak uzere Imamoglu tekrar secimi kazansin, Halk Tv adalet yerini buldu paylasimlari yapsin, tencere tava hep ayni hava ayagi bayram havasi olsun, bir iki siyasetci ciksin Turkiye buyuk bir ucurumdan dondu konusmalari yapsin ama bu surede Istanbul’da neler kaybedilecek bunlari hic dusundunuz mu? Bu mudahelenin amaci sizce gercekten belediyeyi kazanmaya calismak mi? Yoksa bazi seyleri… Bilemiyorum Altan, bilemiyorum.

Biz ne zaman kazaniriz biliyor musunuz? Belediye baskani degistigi icin ATM personeli issiz kalmasina ragmen hak eden kisiyi desteklerse… Issiz kalirsam ne yaparim diye dusunen yandas spikerler dogrulari soylemeye baslar ise… Dernek adi altinda haksiz kazanc yiyenler Hak yoluna doner ise…  Tehditler yuzunden guce boyun egmekten vazgecilir ise… Kac seneden beri yapilamayan liderligi yapan belediye baskani gibi insanlara koltuk devredilir ise…

Yilmaz Ozdil’in bir yazisinda gorup sevdigim sozdur. Chp kurtarilmadan Turkiye kurtarilmaz demisti. Devamini da ben eklemek isterim. Kendimiz degismeden, Turkiye ilerleyemez. Yoksa bir sehrin bir belediyesinin kazanilmasi bir seyleri degistirmeyecek.

Advertisements
 
Leave a comment

Posted by on May 7, 2019 in Uncategorized

 

31 Mart Secimleri

5b310fcf5379ff2f0033239fYanlis hatirlayabilirim ama 2002’ydi basa geldikleri zaman… Uzerinden 17 sene gecmis bak… Saglam bir yapilasma icerisinde kurulduklari gibi iktidar oldular. Problem vardi. Liderleri olarak atanacak kisi hukum yemis ve bu yuzden o zamanin yasalarina gore secilemiyordu. Yasadir, insan urunudur, degistirilir denildi. Siirt’teki secimler tekrar yapilmali, orada sike var denildi. Kimse bir sey diyemedi.  Partinin lideri “jet” hiziyla baska birinin yerine aday oldu ve secildi. Yasasin demograsi! Evet g ile.

Sagda solda Ataturkcuyuz diye gecinen partiden bu secime karsi cit cikmadi. Danistay, Sayistay, Yargitay ne ararsan onlardan da ses cikmadi. Oyle ya goklerden biraz da okyanus otesinden gelen bir karar vardi, saygi duyulmaliydi.

Zaman gecti. Acilimlar oldu. Turbanli bacilarimiz ozgurluklerine kavustu. Mezun olduktan sonra onlari bekleyen sayisiz is imkanina kavusmalari icin onlerindeki en buyuk engel kalkti. Okudular… Okudular. O kadar. Okudular iste. Is daha sonra…

Katsayi problemi kalkti. Ne kadar ilim Cin’de de olsa gidip aliniz diyen bir peygamberin takipcisi de olsak,  imam hatipli dostlarimiz artik fen ve matematik gibi dunyevi seylere gonul veren arkadaslar karsisinda ezilmeyecek, bu sayede onlari da gecebileceklerdi. Arka planda mehteri verelim lutfen… Tesekkurler.

Ergenekon patlak verdi. Ataturkcu ogrenci, subay, general, orgeneral kim varsa catir catir hain damgasi vuruldu. Kimi ben hain degilim diye kafasina sikti. Ordunun en onemli ve en kritik yerlerine okyanus otesinden arkadaslar yerlestirildi. Daha sonra “pardon” denildi. Daha sonra okyanus otesindekileri de aldilar. Bu sure zarfinda tum olan bitene Cumhuriyetci parti boyle olmaz, eh pes falan diyordu. Allah razi olsun. Bayagi savas verdiler. Onlar olmasa bugunlere gelemezdik buna emin olun.

Onca secim geldi, onca secim gitti. Teror patlak verdi, Israil ile papaz olundu, Gezi diye uc bes capulcu diye tabir edilenler camide bira icti, bira icmediler diyen imam surgun yedi, Reina’da katliam oldu. Oldu da oldu. Hicbirini hatirlamiyoruz degil mi? Guzel.

Memlekette milyonlarca vatansever, okumus etmis, vatan evladi yokmus gibi Ekmeleddin abimizi cumhurbaskani cati adayi gosterdiler. Milliyetci parti o zaman Birinci Dunya Savasi oncesi Italya’si gibi. Daha sonra iste bakiyor bu kafayla olmaz deyip itilaf devletlerinin yanina geciyor. Hakli, herkes hakli.

Fazla uzatmayalim. Sistem degisti. Yeni sisteme aday gosterilmesi gerekliydi. Cumhuriyetci gecinen parti beklenmedik bir hamle yapti. Muharrem Ince gibi kafasi calisan bir abimizi baskan adayi ilan etti. Yine kimse anlamadan etmeden Suriyeli din kardeslerimizin de oylariyla secimler erkenden tamamlandi ve secilmis kisi her zaman oldugu gibi yine secildi. Muharrem Baskan ise secim aksami partisinin lideri tarafindan yalniz birakildi, karizmasi ve guvenilirligi sarsildi. Zaten inceden parti baskani tarafindan da rakip de goruluyordu. Boylesi daha iyi oldu. Mazallah partide degisiklik falan olur, insanlar tekrar partiye guvenirdi. Hic gerek yok boyle hayallere…

Simdi onumuzde 31 Mart yerel secimleri var. Kisaca; memleketin tablosuna bir bakalim. Ulkede milli fabrikalarin cogu satilmis. Borc ve kredisiz don almak zor. Halk; domates, salata kuyruguna giriyor. Patlican yok. Gerci patlican da yemesinler, olmezler… Neyse… Issizlik her gecen gun artiyor, medya tek tarafli, tweet atiyorsun, icerdesin. Tum bunlara ragmen, sanki 17 seneden beri yenilen benmisim gibi, Cumhuriyetci partinin Istanbul belediye baskan adayi diyor ki anket sonuclari yuzumden belli… Yahu sonuclar nur yuzunden belli olsa ne olur, olmasa ne olur. Sistem degismis, ekonomi bitmis, meclisin yetkisi sinirlandirilmis. Hala partin ve sen belediye baskanligi icin can atiyorsun. Fakat emin ol. O cok deger verdiginiz ve sanki Turkiye ekonomisini yerinden oynatacak sanilan belediyeyi bile aldirmayacaklar. Dedi dersin.

 
Leave a comment

Posted by on March 6, 2019 in Uncategorized

 

Yanlis Gecmisle Dogru Gelecek Olamaz

1111.PNGGecenlerde bir video izlemistim. Dunya’yi olusumundan itibaren gunumuze kadar 20 dakika gibi kisa bir surede ozetlemisler. Cok hosuma gitmis, hayatimi tekrar sorgulamama sebep olmustu.

Uzerinde yasadigimiz su gezegende ne yapip ne etsek de sonsuza kadar kalici olamayacagiz. Kabul edelim ki yaptiklarimiz, yasadiklarimiz ve de yasayacaklarimiz milyarlarca hikayeden sadece bir tanesi… Ister inanir, ister inanmazsin ama Kiyamet Gunu’ne kadar gunes her sabah oldugu gibi bir kez daha dogacak ve hayat biz yok olsak dahi geri kalanlar icin devam edecek.

Gunumuze bakalim… Yalanin, baskinin ve de korkunun egemen oldugu su zamanlarda hayatlarimiza kendi capimizca yon vermeye calisiyoruz. Yakin zamanda okumustum. Odtu mezunu makina muhendisi issiz mesela… Bu adamin yasadiklari seni beni ilgilendirmiyor. 65 yasindan sonra emeklilige hak kazanabiliyoruz. 178 yasina kadar yasayacagimiz icin bu konu umrumuzda degil. Siyasetle alakali iki tweet atan var, cat iceride. Bunu gorunce “ulan bu kadar kolay mi?” demek yerine ben de siyasi yazmam diyor, konuyu kapatiyorsun. Her sey pahali olmaya basladi. Alim gucu her gecen gun zorlasiyor, sen de patlican yemem diyor, yasantina devam ediyorsun.

Demem o ki adaletsizlik siradanlasti. Insanlar aptallasti. Her sey, her gecen gun daha kotuye gidiyor.  Iliskiler siradanlasiyor, aile – akraba baglari kopuyor, liyakat yok oluyor… Bunlara kimse ses cikarmiyor. Aksine normal gelmeye basliyor.

Bizim millet ben bildim bileli rakici, biraci ve caycidir. Olay cikarir, gece gece alkollu sarkilar soylerdi. Sevdicegiyle bulusacaksa da cay bahcesine giderdi. Raconu buydu bu islerin. Simdi bakiyorsun metrobus insanlarina… Sabah aksam tinderdan tanismalar, ilgi cekmek icin de Starbuck’s’dan hikayeler aldi basini gidiyor. Her gun kole gibi sessiz sessiz ya isine ya da yeni iliskisine gidiyor. Gidiyor, gidiyor da “Kardes hayirli sabahlar bir yerlere gidiyoruz galiba ama 7 kere 8 kac?” desen “Yok ben bilmiyorum” der. Saka degil bu… Dene bir istersen de halimizi gor.

Tum bu garip yasam tarzina adapte olmak neye neden oluyor biliyor musun? Yanlis bir birey olmaya. Universiteli kizlarimiz, hocalarla sicak iliskiler kurarak A almayi tercih ediyor. Is yasaminda torpil konusuyor, beraberinde yine sicak iliskiler torpilin etkisini ve mevkiinin kalitesini arttiriyor. Ask, sevgi ve sadakat diye bir sey kalmadi. Herkesin bedeni cok tatli, herkes vazgecilmez. Herkes daha iyisine layik. Kimse kapris cekmiyor, aninda birakiyor. Iki gun once cok severken, ucuncu gun yolda tanistigi biriyle beraber oluyor fakat “Eskiden asklar icin mucadele edilirdi” fotograflarini begenmeden de geri kalmiyor. Boyle iki yuzluyuz ama caktirmiyoruz. Cakarlarsa da engelliyoruz. Kim bilecek ki?

Demem o ki dostlar, hayat kisa. Yanlis gecmisle dogru gelecek olamaz. Kim oldugunuzun farkinda olun. Binlerce hata yapip, karsinizdakinin ve hayatin size dogru davranmasini beklemeyin. Tabi ki karma size yasattiklarinizi yasatacak, tabi ki isleriniz rast gitmeyecek, tabi ki basiniza felaketler gelecek. Ister krem peynire tapin, ister Solomon’un askeri olun, isterseniz son dinin mensubu olun. Yanlislarinizdan kacamazsiniz.

Nasil basladim, nerelere geldim…Ana fikri yazacak olursam her birey ve toplum hak ettigi gibi yasar ve de yonetilir. Bu yuzdendir ki siz dogru davranip, yanlislara ses cikardikca hem kendiniz hem de yasadiginiz duzende dogru yonde degisimler olacaktir. Unutmayalim… Iyiler mutlaka kazaniyor. (Merak edenler icin izledigim video https://www.youtube.com/watch?v=xuCn8ux2gbs)

 
Leave a comment

Posted by on March 4, 2019 in Uncategorized

 

Kardeslik

7-21-Now-We-re-Even-promotional-photo-how-i-met-your-mother-30332166-1600-1066.jpg

Kan bagindan dolayi kardesin olabilir, onu sever sayarsin ama kardeslik bagini tasiman icin sadece bu yeterli olmaz. Cunku kardeslik, ayni kani tasimandan cok daha fazlasidir. Kardeslik, olaylari tipki bir satranc tahtasi gibi ortak dusunebilme, hamleleri ayni sekilde on gorebilme ve yeri geldiginde sah, yeri geldiginde piyon olup oyunun kazanilmasi icin bile bile kendini feda etmedir.

Beraber rest cekmedir kardeslik. Betalar, alfalarinin sozunden cikmayip, onlarin istedigi gibi dusunup, davranirken; bu suruden ayrilip omega olmayi tercih etmedir. Bir nevi iki kisilik yeni bir kurt surusu olmadir.

Mutlulugu paylasmadir kardeslik. Umulmadik yerlerde, beklenmedik davranislar sergileyerek atraksiyon katma, beraber gulme ve birlikte hayati ti’ye almadir.

Dertleri paylasmadir kardeslik. Acik acik, boyle boyle oldu deyip karsiliginda “ulan salak…” diye baslayacak olan cevabi duymadir. Hatalarini anlatma, tedirgin oldugun durumlari paylasma ve goremedigin noktalara birlikte kafa yormadir.

Raydan cikma ve rayina oturtmadir kardeslik. Biriniz yoldan cikip sapittiginda, digerinin sizi gercek dunyaya geri cagirmasidir. Her bag ve iliskide oldugu gibi kavga etmedir. Birbirinden kopma, kusme, engelleme ve liseli asiklar gibi severek ama kirgin olarak ayrilmadir.

Azar azar merhem surerek zaman icinde yaralarin iyilesmesidir kardeslik. Cunku kardeslik bagina sahip olanlar sunu hatirlar. Hayattaki herkes hata yapiyor, agliyor, sizliyor ve ne kadar kendinize yakin da gorseniz size yalan soyluyor. Simdi kardesiniz de bunlardan birini yapti. Keske hic olmasaydi ama olan oldu. Hani derler ya insan sevdigi kadar affeder diye. Bu soz kardeslik icin cok dogru bir cumle. Oyle ya aci seylerden biri yasandi fakat simdi hamle sirasi sizlerde. Bu yuzden daha guclu ve daha da bagli olunmali.

Kardesligin; en ama en onemli baglarindan biri de onu her seferinde bir baska tanimadir. Oyle ya kardesinizin, aranizi bozanlarin hakkinda yalan soylediklerini ogrendiginde “Canlari sagolsun. Ben onlara iyilik yapmistim. Onlar istedikleri gibi anlatsin.” diye cocuk adam tatliliginda ama kral adam tadinda durusu size iyi ki dedirtir.

Kardeslik ve kardeslik bagi hakkinda uzun uzun yazilir. Oyle ya siz baska baska seyler de yazsaniz, o yazdiklarinizin tamamini okur, inceden “keske bir iki yazisinda benden de bahsetse” der. O gun bugun olur. Cok uzatmadan Barney Stinson ile final yapalim. Bros Before Whores.

 
Leave a comment

Posted by on February 25, 2019 in Uncategorized

 

Aptal Insan Toplulugu

hqdefault.jpgKucukken sanirdik ki cag atladikca ve biraz da zaman gectikce, kendimiz dahil tum insanlik daha gelismis olacak ve eskisinden daha iyi yerlerde olacakti. Nitekim; ben de dahil cogumuz bu dusuncesinde yanildi. Kabul edelim ki buyuduk, yozlastik ve de aptallastirildik.

Bundan 20 sene oncesine bakalim… 1999 yilindaki koalisyon zamanlarina… Simdiki gencler bilmez belki ama o donemlerdeki DSP ve Ecevit onderligindeki Turkiye’yi soyle bir hatirlayalim. Marmara Depremi ile – ki Agustos ayina girmedigimizi dusunursek – karsilasmamis, duble yollara sahip olmamis, Ak Parti diye bilinen bir siyasi partiyi duymamisiz. Gunumuzde; herseyimiz olan internet ile ara sicak hesabi temas kurmus, bazen e-kolay, bazen de ixir demis ama tam anlamiyla kendisine ana sicak diyememisiz. O zamanlara tekrar biraz soyle bir gidelim.

Ne var? Kot var. Jeans’ler meshur olmus, taslanmis ve yirtik yirtik modelleriyle vitrinlerdeki yerlerini almis, ebeveynler arasinda tovbe tovbe dedirtmis fakat sonralari inceden “giysin cocuk ne var?” diye hak verdirtmisti. Bol bol ask var 99’lar da. Kartal var. Sahin var. Toros var. Raki, sarap ve uzerine birayi da cekip, arabayi sevdigin kizin evinin onune park edip, son ses muzik acma var. Muzik derken Ahmet Kaya, Mahsun ve Emrah var… Biraz daha kucukler arasinda Tarkan ve Mustafa Sandal arasinda taraf meselesi var.

O zamanlarda bisiklet var mesela. Bisikleti olan cocuk cool sayilirdi. Bilye ve de kart savaslari olurdu… Buyuklerle ilk Efes Pilsen’in tadina erisme var… Gozlemleme, hikaye, anilar ve de felsefe var. Gece onbirde evlere dagilma ve annelerin “Eh nerede kaldin be oglum?” diyerek kapi acmasi var. Ranzada yatma var mesela… Kardesi, kuzeni ya da yegeni olanlar bilir. Inceden once ust kat icin kavga edilir, daha sonra o gece yasadiklari ve mahalledeki kizlarla soylesileri tartisilir, finale baglanir ve uyunurdu.

Yeter mi? Yetmez. Simdiki gibi korkak televizyoncular yoktu o zamanlar. Reha Muhtar cikar, saga sola firca atar; Defne Samyeli, ince ayarlarla gondermeler yapar ve Ugur Dundar, adami bir tarafindan tavana asardi… Bunlari izler ve dahasini beklerdik. Kirli zekasi ve ailemizin kotu cocugu tavirlariyla Okan Bayulgen’i elestirir ama cok severdik. Okan’dan bir gece once Beyaz’i sever ama cok da Okan kadar keyif almazdik. Sahane Pazar vardi. Tum aile izler, nese bulur ve biz cocuklar tamamini izleyemeden yataklara cekilirdik. Power Rangers vardi. Hangimiz takim lideri kirmizi ranger ve beni benimle birak diyen yesil ranger arasinda taraf secmedi ki?

Yazinin en bastaki amaci cok farkliydi fakat parmaklarim basligi gorup gecmisi yazmak istedikce beyin kendini iyice birakti. Demek ki ozluyor o zamanlari. Baksana gunumuze. Bir bak ya… Herkes herkesle beraber olabiliyor, birakiyor, geri donuyor, oluyor, olmuyor fakat her sekilde dogal sayiliyor. Herkes gecmisi ve de iktidari elestirmedigi surece istedigini soyleyebiliyor; bu ozgurluk zannediliyor. Biri de diyemiyor ki ulan dolar olmus 5,30; euro olmus 6.00, ulkedeki ihtiyar kilikli calisanlar 65 yasindan once emekli olamiyor, 4 milyona yakin issiz var, ulke diplomasiza, boyun egenlere ve korkaklara emanet, sistem cumhuriyet degil… Biz nereye gidiyoruz ve daha sonra neler olacak?

Cunku bizim dertlerimiz artik bunlar degil. Biz kredi kartlari ve kredileriyle taksitlendirilerek borclandirilmis, istedigi seylere bu sayede sahip olabilmis aptal insanlariz. Kendi kabuguna cekilip saga sola kendini guclu gosterdigini sanmakta da inat ediyoruz. Biz ki kendi dunyasina cekildikce; sokaklarin, hayatin ve de gelecegin gasp edildigini goremeyen aptal insanlariz. Bu yuzden susarak boyun egiyor, izliyor ve de sineye cekiyoruz… Ne yazik ki birbirmize karsi olan nefretimizi, kinimizi ve de kaprislerimizi bir kenara koyup birlikte esas hayatimizi yok edenlere karsi savasamiyoruz… Bu yuzden hepimiz aptal insan topluluguyuz. Ayrintilari marifet saniyor fakat buyuk resmi gormekten kaciniyoruz.

 
Leave a comment

Posted by on February 24, 2019 in Uncategorized

 

Siyah İnci

A_black_pearl_and_a_shellBir kadin icin olabilecek olan en kotu seyi yasamisti. Dovulmustu… Bir, iki, uc derken artik rutine baglamisti dovulmeleri… Genclik yillarindaydi o zamanlar… Istanbul’un guzide universitelerinden birinde okumaya hak kazanmis, ailesi tarafindan gurur kaynagi olmustu. Kendi hayalinde; universitesinden iyi bir ortalama ile mezun olacak, kazanci yuksek bir is bulacak ve Konya’daki ailesini daha sonra yanina alarak hep beraber mutlu yasayacaklardi.

Universite yillarinin ikinci senesiydi. Asik olmustu. Ahmet’ti asik oldugu cocugun ismi. Birbirlerini cok sevmis ve birbirlerine deliler gibi tutulmuslardi. Her sey ilk 6 ay boyunca cok guzeldi. Birlikte vakit geciriyor ve birbirlerine ask icerikli kisa mesajlar gonderiyorlardi. Fakat daha sonra Ahmet’in umursamaz tavirlari Inci’nin canini yakmaya baslamisti. Ahmet; Inci’den ziyade arkadaslariyla beraber olmayi tercih ediyor, Inci’yi biraz daha arka plana atiyor ve birlikte kirasini odeyip gizlice kaldiklari eve hep gec geliyordu.

Yine bir gece Ahmet eve gec gelmisti. Anahtari yavasca cevirmis, kapiyi acmis ve Inci ile gozgoze gelmisti. Alkollu ve keyifliydi belli ki… Kapiyi acar acmaz salonda gordugu Inci’ye bir goz kirpmis, yanina dogru ilerlemis ve Efes Pilsen sponsorlugunda yanagina yari tatli, yari bira kokulu bir opucuk kondurmustu. Inci ise yarin ki sinav stresiyle gerilmis ve sevdigi adamin katlanilamaz tavirlarindan oturu bunalmisti. Yanagina konan opucukten sonra dedigi tek cumle “Ya birak opmeyi… Bu saate kadar nerdesin sen?” olmustu.

Bu cumleden sonra buyuk bir deprem olmustu sanki. Etraf, elektrik kesilmiscesine karanliga burunmus, esyalar dagilmis ve enkaz altinda kalmaktan dolayi yaralanmiscasina burnundan damlayan kana bakmisti Inci… Bu muydu sevgisinin karsiligi? Dovulmus bir beden, buyuk bir heyecanla kurmasina ragmen dagilmis bir ev ve hak etmedigi bir muamele… Bu muydu erkegini merak etmesinin sonucu?

Sabah oldugunda Ahmet yataktan hicbir sey olmamis gibi uyanmisti. Fakat Inci, hayata karsi gozlerini bir farkli acmisti bu sabah. Artik hicbir sey eskisi gibi olmayacakti. Yine de rutini bozmamis, beraber okula gitmis, bir iki hafta biraz mesafeli biraz orta sicak seviyede iliskilerini devam ettirmislerdi. Bu sure zarfinda Ahmet yine Inci’ye siddet uyguluyor, Inci her seferinde sineye cekiyor ama kimseye bir sey demiyordu.

Uc ay sonra Inci, Ahmet’i ansizin birakmisti. Ahmet neden, niye ve nasil diye sorgularken Inci coktan planladigi bu yola girmis ve “inan benim icin de cok zor ama yapamiyorum” diye gecistirip hayatina yeni bir yon vermisti.

Inci, bu tavrindan, yani bolumde meshur ve bilinen Ahmet’i biraktigindan dolayi populer olmaya baslamisti. Ust siniftan ve farkli bolumlerden erkek arkadaslar ediniyor, onlarla arayi iyi tutuyor fakat gercek anlamda hicbiriyle sevgili olmuyordu. Erkekler bu sekilde davraniyorsa, Inci onlardan daha akilliydi ve gerekirse onlari birbirine dusurebilirdi. Nitekim dusurdu de… Mezuniyetinde adini notlariyla duyuramadi belki ama tum universite onu hafizasina altin harflerle kazidi.

Gencliginde planladigi seyler tam anlamiyla olamamisti. Iyi bir ortalama yapamamis fakat universitedeki ”iyi baglantilarindan” dolayi iyi bir is bulmayi basarmisti. Fakat ailesini yanina cagiramazdi. Girdigi ve yaptigi bu yolda yalniz olmasi gerekiyordu. Oyle ya ailesi ogrense anlamaz, elestirir ve vazgecirmeye calisirdi.

Bu yuzden yeni bir yalan dunya uydurmustu. Makina muhendisi Nihat diye bir cocukla tanismis, ailesine onunla ciddi oldugunu soyleyip, onun istegi uzerine onunla birlikte kaldigini soylemisti. Nihat gercekten de iyi bir cocuktu. Bilgili, saf ve teknolojiyle ilgiliydi. Inci’yi de ona karsi ilgisinden ve tatli tatli gulumsemesinden oturu sevmisti. Fakat Inci artik kimseyi sevemezdi. Bir zehir gibi Nihat’in hayatini kabusa cevirmisti. Inci, tipki Ahmet gibi eve gec geliyor, en sevdigi arkadasi Songul ile aksamlari barlarda takiliyor ve eve gec gelme nedeni olarak da iliskisinde basarisiz gorudugu Nihat’i sucluyordu. Nihat ne oldu, ne bitti diye sorgulayip anlamaya calisirken; Inci ona, onu bir onceki gece istemeyerek aldattigini soyluyor, cok ama cok uzuldugunu belirterek onu birakiyordu.

Ailesi bu olan biteni sadece canlari, biricikleri Inci’den dinlediginden dolayi; Nihat, ise odaklanan biri oldugu icin, Inci yaptigi hatada, yani ondan ayrilmakta ve yeni eve cikip kendi yasantisini yasamakta hakliydi. Bu yuzden Inci’nin yeni planlarina gore ailesinin onun yanina gelmesine gerek yoktu. Cunku ailesi; Inci ask acisi yasadigi icin yalniz kalmayi hak ettigine inaniyordu.

Iste simdi her sey yeni ama karanlik Inci’nin planladigi gibiydi. O saf, iyi niyetli, ailesiyle birlikte bir yasam kurmak isteyen kadin gitmis, yerine her an herkesle istedigini yapabilen simsiyah bir kadin gelmisti. Boyle de devam etti Inci… Mutluydu, umursamazdi, gucluydu ve istediklerini elde edebilendi.

Inci; bu sekilde asik et – birak taktigiyle ilerlerken, kendi gibi gordugu bir erkekle tanisti… O da onun gibi umursamiyor, beraber olduklarini yari yolda birakiyor ve gun sonunda kendi yoluna bakiyordu. Aralarinda oyle bir cekim olmustu ki ilk tanistiklari aksam birlikte olmuslardi. Oyle ya, ayna misali ikisi de birbirinden cok etkilenmisti. Birbirlerini tanidikca, yaptiklari hatalari birbirlerine anlattikca, ikisi de birbirine hak veriyor, hem insanlara hem de kendilerine karsi yarattiklari buzullari eritiyorlardi.

Nitekim kendi gibi biri de yetememisti Inci’ye… Bu yuzden kendisini karanliga terk etmeyi tercih etmisti. Kimseye baglanamiyor, kimseyi sevemiyor, herkese bir anda ilgi gosterip bir anda o ilgiyi geri cekmeyi misyon ediniyordu. Cunku gencliginde cok sevmisti Inci… Bu yuzden kimse tekrar onun gibi sevmesin, sevip de yaralanmasin istiyordu. Tam birini sevdiginde, tekrar deger verdigini hissettiginde vazgeciyordu. Gece karanliginda yastigina akan gozyaslari hep bu yuzden…

 
Leave a comment

Posted by on February 20, 2019 in Uncategorized

 

Sevgisizlik Günü

11134.PNGTelefona soyle bir baktim… Actim instagrami… Herkes sevgilisini yanina almis, ellerinde telefon, ardi ardina nispet yaparcasina fotograf cekiyor ve sosyal medyada paylasiyordu. Kimi cuzi, kimi orta seviyede, kimi ise her zaman oldugu gibi yine sinirlari zorlayacak seviyede hediyeler aliyor ve askini bugune ozel ulu orta sosyal medyada ilan ediyordu.

Bizim memleketin zamane asiklari yilandir. Oyle siradan gunlerde askini ilan etmez, fotograflarini paylasma yurekliligi de gostermez. Hemen gizler… Olmadi hikayeye atar, gerekli onemleri alir, gecer, gider. Hatira olsun diye fotograf ceker ama asla sosyal medyada paylasmaz. Bardaklari ve manzarayi ceker ama sevgilisiyle fotograflarini profiline eklemez. Biri sordugu zaman, digeri “canim, gerek yok gosterise” gibilerinden zirvalar ve konuyu aninda kapatir.  Bu aslinda su demektir. Iyisin hossun ama kader bu bilinmez. Herhangi bir olasilik, ya da beklenmeyen bir sans her an ortaya cikabilir. Bu yuzden; sen de hic su ani bozma, akisina birak yasadiklarimizi fakat yine de bana da hak ver demektir.

Ben, ciftlerin fotograflarina instagramdan bakarken, o yatak odasindan ansizin cikip kapiyi da carpip evden gidiveriyor. Bu ani gordukten sonra birami bir guzel dikiyorum… Simdi biraz daha kendimdeyim. Artik ben de kapidan cikip gidebilirim diyor ve cikiveriyorum. (Onun gibi carpmiyorum da… Cunku medeniyet bunu gerektirir.) Kucumsedigimiz, dalga gectigimiz ve guldugumuz insanlar gibi siradan bir sebepten dolayi kavga ediyor ve 14 Subat gibi tatli bir gunde birbirimizden kopmayi basariyoruz.

Biraz alkollu, biraz da huzunlu arabanin basina geciyorum. Muzigi son ses aciyor ve basiyorum gaza… Her zaman gittigim bara variyor, ilik kis gunu disaridaki masalardan birinde birami yudumluyorum. Yalniz basima oturup etrafi gozlemlerken, cicek satan cocuklari goruyorum… Beni pas gecip, bir masa yanimdaki cifte tatli nagmeleriyle gul satmayi basariyorlar. Sonra diger masaya yoneliyorlar… Onlara da satiyorlar… Derken digeri ve de digerleri…

Siradan gunlerde ciftler birbirlerine ozen, deger ve anlayis gostermezken 14 Subat’ta sanki Muslumanligin sartlarindan biriymis gibi birbirlerine anlayis gosteriyorlardi. Sanki birbirlerini gizli gizli aldatan onlar degildi… Sanki iliskilerinden bogulmus ama evlendikleri icin kacma sansi bulamadiklarindan sus pus olanlar da onlar degildi… Bu gunde kalpler, guller, hediyeler havada ucusuyor ve herkes hayali dunyanin bir geceligine de olsa tadini cikariyordu.

Gercek Dunya’nin bir gunlugune de olsa tadini cikaranlar da vardi… Onlar da gorunen o ki cicekci cocuklardi. Genc yaslarinda egitim alamamis, cicek satarak hayatini idame etmek zorunda olan o cocuklar…  Kafama o an dank etmisti… Ya Rab! Bir tarafta buyudugunu iddia eden cocuklarin; ask adi altinda ya birbirini yipratiyor, ya da birbirine sahte dunya sunuyor ve sevgililer gunu diye adlandirilan bu gunu igrenclestiriyordu… Bir tarafta ise kimsesiz cocuklarin, bugune ozel satis yaparak keske her gun “sevgililer gunu” olsun diye dua ediyordu… Gun sonunda; ne buyuyup asik oldugunu sanan cocuklarin, ne de sevgililer gunune ozel satis yapan kimsesiz cocuklarin gunun anlamini ifade edebiliyordu… Gorunen o ki hepimiz sevgisizdik.

 
Leave a comment

Posted by on February 14, 2019 in Uncategorized