RSS

Devrimim Benim

iStock-615639650Universite yillarimdi… Bir seylerin yanlis oldugunu fark edip, birkac tane capulcu diye tabir edilen gruba sempati duydugum zamanlardi… Anayasanin sartlarini ihlal eden ulkenin yoneticisi sevmese de aslinda harbi cocuklardi. Kendilerince bir seyleri degistirmek, yanlislara ses cikararak duzene kafa tutmak istiyorlardi. Evde toplantilar yapiyorlardi, gittim. Bir – iki yuruyus duzenlediler, yurudum. Birkac slogan atiyorlardi, attim. Polisle karsi karsiya geldiklerinde dayak yiyorlardi, yedim. Her seferinde, her bir katilimimda daha ozgur oluyor, daha az korkuyor ve daha cok idealist oluyordum.

Zaman gecti… Mezun oldum. Babadan kalma dukkanda durmak yerine sokaklarda yasamayi tercih ettim. Halk icinde yaptigim konusmalar, yazilar, tweetler ve resimler ilgi cekmeye basladi. Ara ara tehdit mesajlari ve telefonlari aliyor ama yilmiyordum. Bildigimi, inandigimi ve dusundugumu soyleyemedikten sonra neye yarardim ki?

Her zaman oldugu gibi arkamda kucuk bir kalabalikla yine izinsiz bir gosteri yapmis; cumhuriyetcisinden milliyetcisine, oradan da saz calanlarina kadar tum farkli kesimlerin sempatisini toplamistim.  Cumhuriyetcisi seviyordu, cunku devrimciydim… Milliyetcisi seviyordu, Hakci ve milliyetciydim, saz calani seviyordu cunku azinligin ta kendisiydim.

Iki gun gecti… Ansizin gece 3’te kapim caldi. Uyku sersemi actim. Ne oldugunu anlamadan dort polis bir anda eve girdi. Kafasina gore evi dagitti, beni de kelepceleyip merkeze atti. Ilk kez karakola goturulmustum. Sagda bos bir kodes, karsimdaki masada bir amir ve sagda solda elinde evrakla kosturan iki yalaka polis vardi. Bugun misafirleri olacagimi soylediler, oldum.

Ertesi gun uc gun onceki kalabaliktaki cocuklar beni ziyarete geldi. Boyle bitmeyecekti. Hosuma gitti. Bagirdilar, cagirdilar, karakolu dagittilar ve bana umut verdiler… Iki – uc gune cikacagim kesindi.

Zaman gecti… Mahkemeye cikarildim. Alakam bile olmayan bir teror orgutune uye olmaktan 15 yil hapsim istenmisti. Bizim cocuklarin tuttugu avukat boylesine sacma bir karari reddetmesine ragmen karar onanmisti. Artik memleket icin hak ve adaleti istedigim icin katakulliye getirilmis bir sucluydum.

Bizim cocuklardan daha yetkili abilerle gorusmesi icin yardim istemistim. Cumhuriyetcisi yapabilecegi bir seyi olmadigini soylemisti… Milliyetcisi zaman icinde guce boyun egmisti… Sazcilarin bas solisti de benim gibi kader mahkumuydu… Basarisiz bir adalet savasi yapmis ve bunun bedelini odemistim. Artik gunumuzde demokrasi ve adalet buydu cunku. Insanlarin esit ve adil kosullari icin savasanlar terorist, su altinda kalan havalimani yapanlar, sifirlayanlar, iceri tikanlar ise demokrasi ve millet iradesinin ta kendisiydi. Ben ve yaptiklarim yok olmus, benim gibiler yorulmus, esitlik ve adalet kaybolmus, Hak ise tum bu Haksizliga karsi her zamanki gibi sessizligini korumustu.

Advertisements
 
Leave a comment

Posted by on December 19, 2018 in Uncategorized

 

Her sey cevre icin

plastik-posetBilindigi gibi 1 Aralik 2018’den itibaren naylon posetler artik ucretli oldu. Manavlari bilmem ama bakkallar ve supermarketler catir catir 25 kurustan posetleri satmaya basladi bile… Satmasi gerekiyor cunku satmadigi takdirde is yerleri ceza ile karsilasiyor. Zaten para ugruna her seyi yapabilenlerin cogunlukta oldugu bir devirde is yerleri bu yasadan sonra niye satmasin ki? Emin ol kanunu istemeyen yerler satmayabilir diye guncelle, tuccar gozunun icine baka baka valla abi zabita gelip satacaksin diye olay cikariyor, senin istemeyen satmayabilir diye duydugun haberler yalan der. Boyledir bizim tuccarimiz.

Bu durumun yani naylon posetlerin artik ucretli olmasinin gerekcesi olarak da bakanlik cevre kirliligini onleme olarak gosteriyor. Tabi… Mesela aksam iki uc yemeklik bir sey aliyor, kasaya geliyorsun. Kasiyer haliyle poset ister misiniz diye soruyor. Ne diyeceksin? Yok ben kendi bos filemle geldim buraya atarim, gerek yok mu diyeceksin? He aslinda dersin. Dersin ama Avrupa’da yasar oranin, kulturuyle yetisirsen dersin. Bir kere Turk milletinin kaninda boyle bir sey yok… Ver ablacim sen dort tane oradan diyeceksin… Bir – iki hafta da posetleri satin alirken de sesli sesli ne ugrasacam ya diger turlu diye showunu yapacak ve diger kasadakilerden de ”aynen” tepkisini alacak ve krallar gibi yoluna devam edeceksin.

Ya da gece gece disari cikayim dedin. Canin cekti. 3-4 bira alayim dedin. Bakkal haliyle soracak. Abi poset ister misin diyecek. Ona da yok yok gece gece cevreyi kirletmeyelim simdi ikisini zaten yolda bitirir, ikisini de eve gotururum mu diyeceksin? Boylelikle poset almadigin icin cevreyi mi kurtarmis olacaksin? Eh iyi bari bos bira siselerini de geri donusume atarsin yolda…

Ben size soyleyeyim… Babalar gibi poset kullanmaya devam edecegiz. Haydi tuketim cok az dusse bile ucretli olacagindan bu sektordeki firmalar canlanacak. Hele hele siyahiydi, mavisiydi cop posetleri var. Onlari satan firma yasadi. Niye? Hani cevrecisin ya poset almadin, etmedin evdeki copleri neyle atacaksin? Where is your poset now greenpeace ci kardes? Yok tabi… Gideceksin tatli tatli cop posetini satin alacaksin.

Isin komik yani adalet bitmis, hukuk yok, hicbir seye ses cikaramiyorsun, her yer yangin yeri, dede olana kadar calisiyorsun kendi sagliginin degeri yok ama artik cevremizi korumaya basliyoruz… Buna gelene kadar keske baska seylere el ataydiniz lan… Madem aklimizla iyice dalga geciliyor bence camiler artik ucretli olsun. Onun kilifi olarak da gercek inananlari tespit etme desinler. Oyle tabi… Bedavaya ibadet mi olurmus? O imam her gununu, yasaminin her zerresini sabah aksam demeden sen yola gel diye harcamak zorunda mi? Nacizane onerim Normal giris 1 TL, numarali 5 TL, imam onu (ilk sira) 10 TL olsun. Kim daha cok inaniyor ortaya ciksin. Hodrimeydan…

Halk TV disinda diger haber kanallarinda goremezsiniz ya da farkli farkli anlatirlar. Bugun Fransa’da akaryakit pahaliligi yuzunden sari yeleklilerden, ozel sektor calisanlarina, oradan liselilere kadar herkes protestoda. Protestonun dozaji azdir coktur o onemli degil. Onemli olan insanlarin kendi yasamlari icin haklarini savunmasi ve buna tepki gostermeleri. Niye? Halk, devlet icin var olmaz. Devlet, halk icin var olur. Devlet adami bir baba gibi halkinin simarikligina, isyanlarina, cocukluguna goz yumup onu uzmeden derdine derman olmali. Yoksa cani bir uvey baba gibi cocuk az biraz agladi mi saplagi ensesine hemen atmamali. Atarsa zaten korkusundan hicbir sey yapamayan cocuktan basari, yaraticilik, ozgun dusunce beklemek hayal olur… Kisaca sosyal mesajlarla poncik cevrecilik ayagi gun sonunda giren girdi ey ahali… Haydi gecmis olsun.

 
Leave a comment

Posted by on December 3, 2018 in Uncategorized

 

Liyakat

7.jpgKafa yapimiz degismedigi surece ister yonetim bicimimizi, ister iktidarimizi, isterse dinimizi degistirelim hicbir sey olmayacaktir. Kendi kendine hesap veremeyen bir sistemin parcasi olmus, sorgulamaya da korkar olmusuz. Oto sansuru bir kenara biraktigimizda istedigimizin ne oldugunu goremiyoruz. Simdiden yazayim ben. LIYAKAT!

En basiti bir Osmanlicilik askidir gidiyor… Televizyonlar, iktidardakilerin konusmalari, diziler hep Osmanli ruhunu canlandirmaya calisiyor… Muhtesem Yuzyil, Ertugrul Gazi iste simdi Abdulhamit’in dizisi varmis bunlar hep  yavas yavas alkol gibi halkin beynini uyusturuyor. Adam bir iki sahne goruyor “padisaha bak nasil yigit adam be” diyor. Zamaninda ne guzel devlet yonetiyormus diye dusunuyor. Ardindan sabah uyaniyor, bir aciyor ekrani, siyasilerden biri “Ey bilmem ne! Akilli ol, alirim aklini.” gibilerinden konusuyor ve adam mest oluyor. Yetmez ama evet deyip tekrar tekrar izliyor. Hatta icten ice keske cumhuriyet gelmeseydi de padisahlikla yonetilseydik diye dusunmeye basliyor. Verileni goruyor, dusunmeden aynisini istiyor.

Nitekim en basta dedim. Olay yonetim sisteminde degil. Ister teokrasiyle yonetil, ister federallik, ister cumhuriyet isterse Google’likla yonetil… LIYAKAT olacak arkadas! Hak eden seni yonetecek. Osmanli Imparatorlugu’nu imparatorluk yapan liyakatti. Ac bak Osmanli’nin yukselme donemindeki padisahlarina… Bilgi birikimlerine, yaptiklarina, sistemlerine, hukuklarina. Bu adamlar nasil ulke yonetmis, neler yapmis bunlara bir bak. Sadece cektikleri fircalara, ince ayarlara bakma!

Fatih Sultan Mehmed’e bak mesela. Birak karadan “yuruttugu” gemileri…  Gemi “yurutenler” illa olur ama adam kadi karsisina cikiyor. Her yigit cikamaz. Mimarina yaptigi haksizlik icin koskoca cihan padisahi adalete hesap vermek zorunda kaliyor. Turkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal’e bak. Elinde gecici sureligine de olsa yasama, yurutme ve yargi yetkileri varken tekrar yetkileri halkina birakma buyuklugu gosterebiliyor. Bunlari bir dusun. Biri dogustan her seyi yapabilme yetkisi varken, siradan bir vatandas gibi yargilanmayi kabul ediyor. Digeri zamaninda elinden askeri kariyerinden tut her seyi alinmasina ragmen guc sahibi oluyor ve bu gucu tekrar geri birakabiliyor.

Daha da ornek verilebilir ama demek istedigim sey sadece yoneticiler degil, en alt calisanindan tut en ust seviyesindeki amirine kadar dusun. Herkes hak ettigi sekilde yonetmeli, yonetilmeli ve buna gore de karsiligini almalidir. Yine cok sevenler var Osmanliciligi, az once kendisinden ornek verdigim Fatih’in sozunu yazayim. “Akli oldurursen ahlak da olur. Akil ve ahlak oldugunde millet bolunur. Kadiyi satin aldigin gun adalet olur. Adaleti oldurdugun gun devlet de olur. ”

Dolayisiyla LIYAKAT olmaz ise; hak etmeyerek bir yerlere gelenler, isinin ehli olanlari degil, sadece guc icin onu destekleyenleri bir yerlere getirir. Sirf guc icin destekleyenler de ahlak, onur ve gurur gibi degerleri kan damarlarinda tasimadiklari icin, atandiklari konumlarda iyi bir lider ve yonetici olamaz. Bu yuzden de kacinilmaz son olan kotu gidisati durduramaz. Durdurmaya calisirsa da kendi gibi olmayanlar yani isinin ehli kisiler tarafindan durdurulur.

O yuzden konuyu baglamak gerekirse durum ne kadar kotu olursa olsun size verilen alternatifler arasinda secim yapmayin. A yerine B ye baktiginda onda da is yoksa C secenegini yaratin. Oyle ya, her zaman yeni bir yol bulunur. Yeter ki sececek isteginiz ve birazcik cesaretiniz olsun. Tipki gemileri karadan “yurutmek” gibi… (Vay ne gemiymis.)

 
Leave a comment

Posted by on October 6, 2018 in Uncategorized

 

Kibir

42706hd.jpgFakir bir ailenin tek cocugu olarak dunyaya geldim. Erken yaslarda once annemi, daha sonra babami kaybettim. Imam hatip lisesi mezunu dindar bir bireydim. Ta ki gucu ele alana kadar…

Erken yaslarda cesaretimden oturu arkadaslarim ve dava arkadaslarim tarafindan sevilip sayilirdim. Fakat benligimin ve de onlarin kim oldugunun onemi yoktu. Sadece dusuncelerimizin ve de Allah yolunda ilerlemenin bir anlami vardi. Nitekim bu sekilde devam ettik. Yaptigimiz sohbetlerde, katildigimiz toplantilarda dogruluk yolundan sasmamayi, bu sekilde ilerlersek Allah’in bize hak ettigimizi verecegine inandik. Nitekim oyle de oldu.

Zaman gecti. Ilerleyen yaslarimda bir seyleri degistirebilecegim icin siyasete atildim. Kendime en yakin gorus olan muhafazakar bir partinin mensubu olarak yer edindim. Yildizim parlamaya basladi. Dikkatleri cektigimi biliyor, sirf bu yuzden Allah’a siginiyor, bana guc verecegine inaniyordum.

En iyi donemlerimde hic beklemedigim bir anda sirf dusuncem ve soylediklerim yuzunden mahkum edildim. Iste o an inandigim her sey degismeye basladi. Ne kadar yaratan bana destek de olsa adaletin birkac capulcu tarafindan verildigini ve benim bu duruma el atmazsam benim gibilerin de yanacagini dusundum. Birkac kisiyi devreye soktum ve mahkumiyetim sona erdi.

Artik dusuncemi, kendimi ve hayata bakisimi yenileme zamaniydi. Dusman sandiklarimla oturup konustum. Kafirdi, mafirdi ama once bana yapilan zulumlari odetmeliydim. Mantikli anlasmalar yaptim. Boylelikle sempatizanlarim disinda arka gucler de bana sahip ciktigindan siyasi kariyerim biraz daha yukseldi. Derken benim dusuncemdekiler yavas yavas isteklerde bulunmaya basladi. Biliyordum… Hak edene hak ettigini vermeliydim ama insanlar yine beni yari yolda birakacakti. Bu yuzden direkt yandaslarimi tarafima cektim. Cunku benim gibi dusunenler bana asla ihanet etmeyecekti fakat digerleri suclu ya da sucsuz fark etmez illa ki bana benim gibi Hak yolunda ilerleyene ihanet edecekti. Bu yuzden digerleri dediklerimi teker teker cezalandirdim ve  buralara kadar geldigim icin bu yetkiyi kendimde gordum.

Zaman gecti… En guvendiklerim simdi bana ihanet etmis, gucumu elimden almaya kalkmisti. Insan boyleydi iste diye dusunmustum. Ne yapsan ne etsen de dahasini istiyordu. Utanmasalar benim koltugumu isteyeceklerdi. Siz kimdiniz ki? Ben yonetmeliydim. Ben bir yerlere gelmistim ve ben herkesin korkulu ruyasiydim. Nitekim sempatizanlarima da hak ettikleri cezayi vermistim.

Bir aksam uykum kacmis, yataktan kalkmis ve dusunmeye baslamistim. Ne yapiyordum ben? Bu yola ne icin cikmistim ve simdi nelere sebep olmustum? Dusuncesinden dolayi adaletsizlige ugrayan ben, gucu kendime layik gordugum icin herkesin basini yakabiliyor, insanlarin hayatlarini karartabiliyor, uzak yakin demeden herkesi yari yolda birakabiliyordum.

Bu muydu gercekten istedigim? Iyiligi, adaleti ve huzuru saglayacagim yerde guc beni yozlastirmis miydi? Bu dusuncelerden arinmak icin kutsal kitabi rastgele acmis ve Isra Suresi ile karsilasmistim. “Kim bu gecici dunyayi isterse orada ona, (evet) diledigimiz kimseye diledigimiz kadar hemen veriririz. Sonra da cehennemi ona mekan yapariz. O, buraya  kinanmis ve Allah’in rahmetinden kovulmus olarak girer.”

Bir an dondum, kaldim… Yozlasmis ve tipki atesten yaratildigi icin insana secde etmeyen seytan gibi kibrime yenik dusmustum. Hak, hukuk ve adaleti saglayayim derken her seyi kendimin yapmasi gerektigini sanmis, kendimi en iyi lider sanmis ve istedigim her seye sahip olmustum. Gun sonunda gercek anlamiyla bana guvenen kimse yoktu. Cok gucluydum. Belki artik Tanri kadar yalnizdim fakat gun sonunda siradan bir Ademogluydum… Bunu hatirlamak icin gec kalmistim… Cok gec.

 
Leave a comment

Posted by on September 30, 2018 in Uncategorized

 

Yansıma

fantastic-hd-mirror-imageUyanır sabaha dün akşamdan kalanla

Açar telefonunu bakar hemen mesajlarına

Yeni güne hazırlanır pek bir itinayla

Allah aşkına karakterini oturt artık ah be yansıma

* * *

Özenir bezenir ama olamaz istediği gibi

Gözlemlemeye başlar hemen en sevdiği kişiyi

Onun gibi giyinir, süslenir, benzetmeye çalıştırır kendini

Allah aşkına karakterini oturt artık ah be yansıma

* * *

Zaman geçer, yapmaya çalışır mutlu bir evlilik

Özendiği kişi çünkü giyecektir yakında bir gelinlik

Bu durum onun için yaratır büyük bir gerginlik

Allah aşkına karakterini oturt artık ah be yansıma

* * *

Kim olduğunun önemi yok, istiyorum sadece mutluluğunu

Tabi ki ölç tart ama yarat artık sen de kendi yolunu

Gerçekten sevin hak ederek bulanların mutluluğunu

Allah aşkına karakterini oturt artık ah be yansıma

 
Leave a comment

Posted by on September 24, 2018 in Uncategorized

 

Cumhuriyetcilik, Huzun Biraz Da Lidersizlik

cumhuriyet-yokluk-icinde-kurulduAtaturkcu yetistirilen ve bununla da sonuna kadar gurur duyan bir birey olarak, partisinin basinda cumhuriyet adi tasiyan ana muhalefet partisi kanimca kopruden son cikisi kacirmis, siyaset yapmaktan bezmis, iktidar inancini da yitirmis bir sekilde “en azindan hayattayiz, bu da bir sey be abi” hesabi yoluna devam etmektedir. 31 Mart gunu yerel secimler olacak, ana muhalefet yine ana muhalefet olarak yerinde kalacak, hemen hemen yeni hicbir ili kazanamayacaktir.

Bak! Ben orta okuldaydim… Iktidar partisi ve basindaki lider basa geldi. Gencligimin sonlarina geldim. Yine kendi ve partisi iktidar. Bu sure zarfinda sasirabilecegimiz, korkabilecegimiz ve de inanamayacagimiz hemen hemen her sey yapildi. Gerek adalet, gerek ozgurluk, gerekse hukuk adi altinda yapilmayan kalmadi. Bu durumlara verilen tepkiler ise seneler gectikce azaldi. Hatta yok oldu. Bizim Turk milleti ki aniden parlar, kafasina eseni soyler, bordo klavyeli hesabi atarini yapar sonra sakinlesirdi. Bak simdi insanimiza… Sessiz sessiz, sabahin korunde metrosuna binip isine gidiyor, aksamustu oldu mu yuruyen merdivenlerin saginda durarak efendi efendi tekrar metrosuna dogru iniyor, usulca evine gidiyor. Sosyal medyada espriler, sakalar, videolar goruyor. Guluyor, egleniyor, kafayi dagitiyor. Televizyonu acsa issiz adada ziplayanlar, kosanlar ve dedikocular var. Yahu doviz almis basini gitmis, saglam firmalar iflas bayragi cekmis, yarin obur gun sirketler kuculmeye gidecek. Iki bira bile icemiyor. Demiyor ki biz nereye gidiyoruz be arkadas? Cunku insanimiz yildi. Ne dese, ne etse hicbir sey olmayacak. Buna inaniyor. Haksiz mi? Hak vermemek imkansiz.

Siyasi gorusumden oturu isterdim ki, adinda cumhuriyet olan parti iktidar olabilsin… Dinmis, kokenmis, amcaogluymus gibi degerler bir kenara birakilsin, liyakat yerine gelsin. Farkli gorusteki insanlar birbirlerini elestirebilsin. Devlet icin verilecek kararlar belirli suzgeclerden gectikten sonra finale baglanabilsin. Oyle ya cesitliligin oldugu yerde farkli bakis acilari, farkli bakis acilarinin oldugu yerlerde ise yenilik olur. Iyi bir lider de bu yenilikleri degerlendirir, vatanina ve milletine asilar. Gercek liderlik ve adil yonetim de bu kadar basittir. Iyi bir ekip kurarsin, kendini ve ekibini sorgular, nihai kararlari birlikte verirsin. Fakat bakiyoruz ki cumhurbaskanligi seciminde partisinden daha fazla oy almis bir adami, partisi baskani olarak secmiyor. Bu mantikli midir? Bunun aciklamasi ne olabilir?

Dusunun ki bir forvete ilk kez forma sansi veriyorsunuz. O forvet takimini canlandiriyor, taraftarlari costuruyor, eski forvetten daha fazla gol atiyor. Mac bitiyor, takim yine yeniliyor. Bunun uzerine yeni forveti ilk onbire almak hatta kaptan yapmak yerine diyorsun ki yok ya biz yine bizim eskisiyle devam edecegiz. Bu dusunce yapisi akillara zarardir. Tipki partililerin istifa etmesi, secmenlerin sogumasi gibi bu takimin icinde de kopmalar ve taraftarin kusmesi olacaktir. Bu degismemeye direncin sebebi ya genel baskan orada zorla oturtuluyor ya da partililer simdi Allah muhafaza lider degistirirsek iktidar oluruz. Hic yonetime karismayalim biz boyle rahatiz, ay sonu maasimizi alalim, yolumuza bakalim dusuncesinde olabilir. (Zorla koltukta oturtuluyorsa rica ediyorum soylesin, hep beraber iktidar partisine oy verelim ki iktidar partisi her yerde tek basina yonetimi alsin hic 50+1 falan hesaplariyla ugrasmasin. Genel baskan da, partililer de emekliligin tadini cikarsin.)

Saka bir yana sahsim olarak cumhuriyetci oldugunu soyleyen partinin genel baskaninin yakin zamanda istifa edecegini zannetmiyorum. Istifa etse bile o cumhurbaskanligi secimindeki ates sonmeye basladi. Her dakika, her gun hatta her ay gectiginde Ince’den potansiyel lidere, partisine ve olasi kabinesine guven azaliyor.

Isterdim ki herkes kendi partisinin adami olsun. Muhafazakar misin? Muhafazakar ol, yasa ve yasat. Cumhuriyetci misin? Hak, hukuk ve adalet icin savas. Milliyetci misin? Vatansever ol, davran ve boyun egme.

Ne yazik ki goruyorum ki herkes bencilligin ve kimden ne koparirimin derdinde. Zamaninda chivas regal sisesi bitiren adam, bugun almis camiyi arkasina, hayirli cumalar diliyor, teskilat baskanligina yarisiyor. Yanlislara bas kaldiran buyuk bir adamin partisindeki zat, koltugunu korumaya almis, onumuzdeki secimlere bakacagiz, “moralinizi asla bozmayin” diyor.

Belki de hata bizde. Hangi partinin adami olursan ol, gorunen o ki degisen bir sey olmayacak. Gitsin ak, gelsin kirmizi… Yine ayni hatalar, ayni kayirmalar, ayni cozumsuzlukler olacak gibime geliyor. O yuzden gunumuzdeki liderlerden ve partilerinden nefret duymamak gerek. Dusunce yapisi degismedigi surece, sirf degisim icin degisimden de hayir gelmez. Bu yuzden Yilmaz Ozdil’in de ara ara yazilarinda dedigi gibi CHP kurtarilmadan Turkiye kurtarilamaz. Buradaki CHP sadece bir parti degil iste… Benlik, dusunce ve davranis. Bu durum gunumuzde imkansiz gibi. Belki bu aciz vucudum goremeyecek ama her seye ragmen unutmamali ki kotu gunler elbet bir sekilde gecer. Hatirlayalim! Osmanli Imparatorlugu yangin yerine donmusken IV Murat gelmis, halk, ordu ve ekonomi tekrar canlanmistir. Daha beter gunler geldiginde Mustafa Kemal gelmis, yaptiklari Dunya’ya parmak isirtmistir. Birileri yine gelecek ama gelmesi gereken zamanindan cok gec gelecek. O koltuklarda oturup hicbir sey yapmayanlari ise tarih asla hatirlamayacak.

 
Leave a comment

Posted by on September 12, 2018 in Uncategorized

 

Kaybetmeden Değeri Bilinmiyor Değerlinin

168143Normalde yazılarım gördüklerimle alakalı, biraz kurgusal, azıcık kişisel, gün sonunda ortaya karışıktır. Bir iki yazı dışında tam anlamıyla kendimden bir şey yazmam. Başkalarının dünyasını çok umursamadığım için başkalarının da benim dünyamı çok umursamalarını istemem. Öyle ya küçük dünyalarımızda olup bitenler yerine büyük düşünüp herkes için adalet, eşitlik, mutluluk, aşk ve güzel bir yaşam kurmanın ya da kurma gayretinin daha anlamlı olacağına inanırım. Mustafa Kemal gibi bir adamın da dediği gibi bu naçiz vücutlarımız bir gün elbet toprak olup gidecektir. Bu yüzden düşünce ve yaptıklarımızı sonraki nesillere aşılamamız lazım. Onlar da önce sorgulasın, ondan sonra bu yaşamda ne yapacaklarına karar versin. İşte bu yüzden genelde eleştirisel yazmaya gayret ederim ki ben de dahil hepimiz kendimizi yontabilelim… Neyse.

Yakın zamanda yani dün (bayağı uzun bir gün, bakma!) arabamı servise verdim ve bir gün boyunca hayatımda büyük bir eksiklik hissettim. Emin ol, hala da hissediyorum. İş dönüşü iş arkadaşımın beni bırakması yerine farklılık olsun diye yürümeyi tercih ettim. Nasıl da garip geldi. Yaşadığım şehir daha farklı geldi gözüme. O kadar da sıradan ve sıkıcı değilmiş. Trafikte beklemek yerine ara sokaklardan hemen eve ulaştım.

Sabah olduğunda işe gitmeye hazırlanırken ani bir yağmur bastırdı. Arabam malum dünden beri servisteydi. Uzun süre kullanmadığım hatta varlığından bile haberdar olmadığım şemsiyeyi bulup yola koyuldum. Yağmur o kadar şiddetli yağıyordu ki yüce güçler tarafından bana karşı yapılan bir test olmalı herhalde diye düşünmeden alamadım kendimi. Öyle ya istediğin dine inan, bizleri yaratan bir yaratıcı ve bu dünyada da olma sebebin var birader. Öyle evrimmiş, maymunmuş, gorilmiş… Bunları geçelim… Neyse…

Yollarda alt yapı olmadığı için köşeden köşeye gitmeye çalıştım. Sol tarafımdan koşar adımlarla ilerleyen bir tane – hep de olur ya ama valla oldu – üstü başı kir içinde birini gördüm. Sanıyorum işçi. Başına gazeteyi tutup yağmurdan korunmaya çalışmış, elindeki iki tane ekmeğin bulunduğu poşetle de işine doğru gidiyor. Yani işine doğru gidiyordur diye düşünüyorum. Yoksa sabahın bir körü hele bu yağmurda acil ekmek almam lazım diye düşünmemiştir değil mi? Herhalde inşaat işçisi ve arkadaşlarına ekmek aldı. Biraz bir şey atıştırıp, yarı aç çalışıp, gün sonunu bekleyecek. İşte bu durum beynimde kıvılcımlara neden oldu.

Beni bilen, bilir. Karakterim gereği çok söyleniyorum. Belki mükemmel olmasa da sahip olduklarımın sorunsuzunu, iyisini istiyorum ama onları kaybettiğimde kafama dank ediyor, etti. Aşk için de böyle bu durum. Hayatımda olan kadının değerini unutuyorum bazen. Ailemi, arkadaşlarımı da yersiz yere üzebiliyor ya da ilgilenmiyorum. Hatta bazen işim bile sıkıcı gelebiliyor. Bunlar işte hep rahatlıktan, sıradanlaşmadan… Sahip olunca bir şeye, onun değerini unutuyoruz. Kaybedince de ‘’ama, ama, ama’’ diye üzülüyor ve özlüyoruz.

Demem o ki, şimdi anlamaz çoğunuz malum saçma sapan haber kaynakları ve filmlerle beyniniz yıkandığı için sorgulayamaz hale geldiniz, arabamın yokluğu sahip olduğum değerlere ve benim için değerlilere daha sıkı sıkı sarılmam gerektiğini hatırlattı. Gerçekten kötü olmadan iyinin değerini, problem olmadan çözüm yolu aramayı, kaybetmeden savaşmamız gerektiğini hatırlamıyoruz ya da ben hatırlamıyorum.

Özet: Hayatının parçası olan şeyleri ara ara vur, kır, parçala ama asla değerlerini unutma. Onlar için hep savaş!

 
Leave a comment

Posted by on September 8, 2018 in Uncategorized